14 Temmuz 2020 Salı

Türkiye'de korona virüsünden 19 kişi daha öldü

Güneydoğu'da Zulüm Var

Güneydoğu’ya sık sık yolunuzu düşürürseniz, sadece “yetkililer”le görüşmek değil, hatta özellikle “sokak”la ilişki kurar, bölge insanına...

31 Ocak 2010 Pazar 09:25
<font color=red>Güneydoğu'da Zulüm Var</font>

Güneydoğu’ya sık sık yolunuzu düşürürseniz, sadece “yetkililer”le görüşmek değil, hatta özellikle “sokak”la ilişki kurar, bölge insanına yüreğinizi açıp onları dinlerseniz, kolayca varabileceğiniz bir sonuç vardır: İktidar partisinin bölge milletvekilleri Ankara’da bölgeyi değil, bölgede Ankara’yı ve partilerini temsil ediyorlar.

Bunu her vesileyle devlet ve hükümetin başındaki önemli kişilere, karşılaşabildiğimiz her fırsatta söyledim. Ak Parti’nin Güneydoğu milletvekilleri, bölgelerini temsil etmiyorlar; Güneydoğu’nun nabzını Ankara’ya taşımıyorlar. Seçim bölgelerine gittikleri vakit, Ankara’yı ve partilerini orada temsil ediyorlar.

Bu bakımdan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yeri geldiğinde, “Benim partimde 75 Kürt milletvekili var” demesi, Ak Parti’nin bölgede en yüksek oyu almış olması kendi başına bir şey ifade etmiyor.

Sözü edilen “75 Kürt milletvekili”nin ağzını açıp bir gün Kürt sorunu hakkında konuştuğunu işittiniz mi? Bölgede dayanılmaz boyutlardaki “baskı ortamı”nı Ankara’da kamuoyu önünde dile getirdiklerini duydunuz mu?

Birkaç gün önce Diyarbakır Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi Berivan adındaki 15 yaşında bir kız çocuğunu Batman’da 9 Ekim’de (2009) çıkan olaylarda “polise taş” ve ayrıca “örgüt sloganları attığı” gerekçesiyle, tek celsede; evet tek celsede 13,5 yıl hapse mahkum etti.

Yaşı küçük olduğu için insafa gelip, cezasını 7 yıl dokuz aya indirmiş!

Olayda Berivan’ın yüzü poşuyla sarılıymış ama  polis, o “poşulu kız”ın Berivan olduğuna hükmetmiş. O “poşulu kız” gerçekten Berivan olabilir ama söz konusu olaydan çok daha sağlam somut ve maddi deliller hükümeti devirmek için örgütlenen generaller için geçerliyken ve onlar “devlete karşı işlenmiş suçlar” ilişkin isnada rağmen, tutuksuz yargılanırken, Berivan’ın polise taş ve örgüt sloganı atmaktan 13,5 yıl hapis yemesine isyan eden vicdana sahip ve bunu dile getiren Ak Partili bir Güneydoğulu milletvekili gördünüz mü?

Güneydoğu’da 1000’i aşkın çocuğun hapiste olduğundan haberiniz var mı?

Adalet duygusunun bu kadar zedelendiği bir ortamda “Demokratik Açılım”ın ya da “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi”nin esmesi okunur mu?

Güneydoğu’da adalet yok; zulüm var!

***              ***            ***

Ak Parti’nin MKYK üyelerinden biri, geçenlerde bana MKYK toplantılarında Başbakan’a Güneydoğu’da halkın gelişmelerden çok mutlu olduğuna ve heyecan duyulduğuna ilişkin bilgilerin aktarıldığını söyledi. Başbakan’ın beslendiği kaynaklara göre, Güneydoğu’da işler iyi gidiyor, asayiş berkemal.

Oysa tam tersi oluyor ve “siyasi karar verici” ya aldatılıyor veya aldanmayı seçiyor.

Yine benzer kaynaklardan aldığım bir bilgi, Ak Parti MKYK’da Nevruz’a doğru Kandil ile ilgili çok önemli gelişmelerin gerçekleşeceği beklentisinin bulunduğu yolunda.

Buna inanan Ak Partililer varsa, hangi gezegende yaşıyorlar merak ediyorum. Nevruz’a şunun şurasında yaklaşık bir buçuk ay var; bir buçuk ay içinde Kandil’den binlerce silahlının gelip teslim olacağına ilişkin bir gösterge var mı?

Peki, Kandil’dekilere ilişkin bir “genel af” çıkacağına ilişkin en ufak bir gösterge söz konusu mu?

Kala kala iki ihtimal daha kalıyor: 1) Amerika ve Irak Kürtlerinin Kandil’e karşı askeri harekata girişip, oradaki PKK askeri varlığını sona erdirmesi, ki bunu umanlar hayal aleminde yaşıyorlar demektir. 2) Kandil’dekilerin birdenbire sırra kadem basması, ortadan kaybolması.

Böyle bir durum da yok. Olabileceğine ilişkin en ufak bir işaret de yok.

Yani, bir buçuk ay içinde Kandil’le ilgili, PKK’nın silahlarını bırakması yönünde hiçbir gelişmenin olması mümkün değil.

Zaten böyle bir şeyin “iklimi” Türkiye’de ortadan kaldırılmış durumda. Bölgede 1000 çocuğun yanısıra sayıları 1000’i aşan ve içlerinde seçilmiş belediye başkanlarının bulunduğu siyasi kadrolar tutuklanıyor.

Bundan üç ay önce Kandil’den gelen PKK’lılar serbest dolaşıyor;  belediye başkanları PKK ile irtibatlı oldukları gerekçesiyle kelepçelenerek tutuklanıyorlar.

Silahlı kadroları silahlı mücadeleden vazgeçirmenin iki yolu var:

1.    Kürt kimliğine ilişkin öyle demokratik adımları (tek taraflı olarak) atacaksınız ki, silahlı unsurların kitlesel tabanı açısından ortamı ve zemini toptan kalkacak. Silahlı güçlerin anlamlı kitle desteği kalmayacak.

2.    Silahlı unsurlara silahsız siyaset yapacakları kulvarları açacaksınız.

Şu ana dek ilkine ilişkin olarak yaplan, atılan olumlu ama yetersiz adımlar. İkincisine ilişkin olarak ise tam tersi yapılıyor. Silahsız siyaset yapan seçilmiş kadrolar, hapishaneyi boyluyor. “Şehirler”dekilere “dağa gidin”, bu arada “dağdakiler”e de “orada kalın” çağrısı yapmaktan farksız bir siyaset izleniyor.

***             ***         ***

Bölgedeki “olumsuz hava” ve “hayal kırıklığı”, Ankara’da yapılan “Valiler Toplantısı”nda “devlete bilgi” olarak yansıdı. Doğu ve Güneydoğu’daki valiler, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a “Demokratik açılım girişimi başlangıçta bölgede beklenti ve heyecanı zirveye çıkardı. Vatandaş fazla umutlandı. Paket açıklanın ciddi hayal kırıklığı yaşandı. Vatandaş daha somut adımlar bekliyor” demişler.

Doğru söylemişler.

Aylardır bunu biz de söylüyor ve her fırsatta yazıyoruz. Tam bu konuda ve bu şekilde sadece ben kaç yazı yazdım, unuttum.

Bölgede görev yapan valiler, Güneydoğu’daki halkımızdaki beklentilerin geçen yıl Mart ayında, Abdullah Gül’ün “Yakında Kürt meselesinde iyi şeyler olacak” sözüyle canlandığını ve “Açılım”la birlikte doruğa çıktığını bildirmişler.

Cumhurbaşkanı Gül, o sözleri aralarında benim de bulunduğum 3 gazeteciye Tahran yolunda uçakta söylemişti. O günden beri gün be gün, bölgedeki nabzı tutanlardan biriyim. Yaz aylarının önemli bölümünü Mardin’den Van’a, Doğubeyazıt’tan Kızıltepe’ye bölgede geçirdim. 1 Ağustos’ta (2009) ilk Kürt Çalıştayı’nın katılımcıları arasındaydım. Bir ay sonra Eylül’de Diyarbakır’dan Şemdinli’ye 1000 kilometre yol yaptım.

O günlerin bölgedeki havasıyla, bugünlerdeki 180 derece zıt. O günlerde esen hava ne kadar “olumlu” ise, bugünkü o kadar “derin bir hayal kırıklığı” ve “olumsuz”.

***                ***             ***

İçinde Güneydoğu’da yaşayan Kürt vatandaşlarımızın hevesle ve geleceğe dönük iyimserlikle katılmadığı bir “Milli Birlik ve Kardeşlik” nasıl gerçekleşecek?

1000 çocuğun şu sırada cezaevlerinde süründüğü bir bölgeden “Milli Birlik ve Kardeşlik” nasıl çıkacak?

İçişleri Bakanı, Valilere bir süre daha beklemelerini, “İnşallah yakında iyi şeyler olacağını” söylemiş.

Keşke “İnşallah” ile ve içi dolmayan vaadler ile bu sorun çözülebilseydi.

İnşallah’la, Maşallah’la çözülecek cinsten bir sorun değil bu.

Ve, maazallah bölgedeki hayal kırıklığı öyle bir geri dönüş potansiyeline sahip ki, Ankara’da İstanbul’da “cuntacı askerler”e karşı verilen mücadeleyi de, Türkiye’nin “yükselen bir bölge gücü” olarak başarı profili çizen dış politikasını da çok kısa süre içinde altını alıp iptal edebilir.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Güneydoğu’da olup-bitenlere gözünü açması ve “Açılım” politikasında fazla gecikmeden “makas değiştirmesi” gerekiyor... / Radikal

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    GAZETE MANŞETLERİ
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    E-GAZETE
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV