HDP Meclise Giremezse…

Seçimler yaklaştıkça ortalık kızışıyor…

Ama öyle görünüyor ki seçim tartışmaları, HDP ekseninde olacaktır. İktidar partisi dahil, bütün partiler ve siyasi çevreler, hesaplarını HDP ekseninde yapıyor.

Peki HDP açısından seçimler nasıl olacak?

Öncelikle belirtmekte ya da hatırlatmakta yarar var: Bu seçimlerde HDP’nin duruşunun, alacağı oy oranının, göstereceği tutumun ve ona gösterilecek tutumun, her zamankinden daha çok anlamı var. Nedir bu anlam? HDP’nin tutumu, Kürtler’in geleceğinin tutumudur. HDP’ye karşı olan tutum, Kürtler’e karşı duyulacak olan tutumdur.

Yani bir bakıma bu seçimlerde HDP’nin tutumu ve ona olan tutum, karşılıklı kabul ve tahammül demektir. Peki bu ne anlama geliyor? Bu, çözüm sürecinden tutun da genel affa kadar; anadilde eğitimden tutun da özerkliğe kadar; Kobané’den tutun da Güney Kürdistan’a kadar bir çok konudaki ilerleyişlere bakış açısı demektir.

Denilebilir ki bu seçimlerde, Kürtler’in siyasi varlığı ve dünya gözündeki prestiji söz konusu.

O halde HDP’nin, hiç olmadığı kadar bu seçimleri önemsemesi ve başarı sağlaması gerekir. Aynı zamanda adaylarını geniş ve farklı kesimlerden seçmesi gerekir. Bölgesel kalıptan çıkması ve bütün Türkiye’ye yayılması gerekir. Alışagelinen siyasi anlayıştan çıkıp, yeni ve farklı bir siyasi duruş sergilemesi gerekir. Dar kalıplardan, aşiretçilikten, slogan siyasetinden, adam kayırma mantığından tamamen çıkması gerekir.

HDP eğer Öcalan’ın, Kandil’in ve bütün Kürtler’in temsilciğini yapacaksa, ortak irade anlayışını ve siyasi zenginliği oluşturması gerekir. Yeni, çağın koşullarına cevap verebilen, hayat kalitesini arttırmaya yönelik, hizmet eksenli bir politika izlemesi gerekir.

O halde HDP açısından bakıldığında, seçeceği adayların iki özellik taşıması şarttır: Uzman ve lider.

Peki ya meclise giremezse?

HDP için seçimlerde üç olasılık var.

Birincisi, seçim barajının düşürülmesi. Seçim barajının düşürülmesi ve HDP’nin aşacağı bir orana çekilmesi, ülke ve süreç için en gerekli ve önemli adım olacaktır. Böyle olursa HDP, seçime parti olarak girecek  ve 60-70 civarında milletvekili çıkaracak. Muhtemelen meclisteki 3. parti olacak. Bu durumda Kürtler’in eli fazlasıyla güçlenecek ve dünya gözünde ciddi bir prestij yakalayacak. Bu olasılık gerçekleşirse, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve huzur ortamını bulması hızlanacaktır. HDP’nin, özellikle de Öcalan’ın uzun yıllardır arzuladığı bir çok adım atılmış olacaktır.

İkinci olasılık…

Seçim barajı düşürülmeyecek ve HDP seçime bağımsız adaylarla girecek. Bu olasılık mevcut düzenin, duruşun ve uygulamaların değişmeyeceği anlamına gelir. Böyle bir durumda, HDP yine aynı sayıda milletvekili çıkaracak ve AKP büyük farkla milletvekili üstünlüğünü elinde tutacaktır. Bu da tıkanan sürecin önünü açmayacağı gibi, yıllarca oyalama siyasetinin de devamı olacaktır. Bu durumda demokratikleşme ve çözüm süreci ilerlemeyecek, gerilemeyecek de. Bir ileri iki geri mantığıyla çürüyen siyaset devam edecek.

Üçüncü olasılık…

Seçim barajı düşmeyecek ve HDP seçime parti olarak katılacak. Bu durum, sancılı bir dönemin habercisidir. Gittikçe derinleşen duygusal kopmaların son sınırı olacaktır ve belki de kopuşun ilk habercisi olacaktır. Özünde ileri bir adım olsa da siyasi kabulün, çözüm sürecinin, demokratikleşmenin geriye gitmesi demektir.

Peki ne demektir bu?

Seçim barajı düşürülmezse ve HDP parti olarak seçime katılacaksa, muhtemelen barajı aşamayacaktır ve meclise giremeyecektir. Ama Kürtler’in milyonlarca oyu da boşa gitmeyecektir. Bu durumda Kürtler, temsili yerel bir meclis kuracak ve oranın meşruiyetini tanıyacaktır. Yani bu olasılık bir bakıma, “madem sen benim siyasi irademi tanımıyorsun, o halde ben de senin meşruiyetini tanımam” mesajı olacaktır. Bu durumda bütün dengeler değişecek ve her kesim zarar görecek.

O halde herkesin bir kez daha düşünmesi  e seçim planlarını yeniden yapması lazım. Özellikle hükümetin, aldığı kararları ve yorumları yeniden ele alması lazım. Çünkü HDP’nin kaybedeceği fazla bir şey olmayacaktır. Yine aynı sayıda, hatta eskisinden daha fazla oy alacaktır. HDP ve dünya kamuoyu açısından önemli olan budur.
Yani HDP’nin meclise girmesinden çok, aldığı oy oranı önemli.

Ama meclise girememesinin iki önemli yansıması olacaktır. Birincisi, ülke demokrasisi ve güveni zedelenecek ve dünya gözünde prestij kaybedecek.

İkincisi, Kürtler verdikleri oylarla vekillerini meclise gönderemezlerse, duygusal ve politik boşluk yaşayacaklardır. Bu ne demektir? Bu, sokak eylemlerinin, çatışmalarının çoğalması demektir. Yani bir anlamda refah ortamının bozulması ve çözüm sürecinin durması anlamına gelir.

O halde akli selim olan yol, barajın düşürülmesi ve HDP’nin geniş bir milletvekili kitlesiyle meclise girmesidir.

Dilerim ki bu yol açılır. Çünkü bu yol demokratikleşmenin, çözüm sürecinin yoludur. Kardeşliğin ve barışın pekiştirilmesini sağlayacak olan yoldur. Bu yol çok sesliliğin ve çok renkliliğin yoludur.

Bu yol, temsili parlamenter sistemin ve ortak vatan iradesinin güçlenmesinin yoludur.

Bu yol, çözüm sürecini taçlandıran ve barışa yakışan bir yol olacaktır.    
YORUM EKLE