Çözümde “mış“ gibi yapma dönemi bitiyor...

Kürt sorunu çözülürse, demokratik yollarla ve çoğulculuk esas alınarak çözülür: Devlet normalleştikçe, Kürt siyasi hareketi demokrasiyi içine sindirdikçe; daha emin adımlar mümkün olabilir.

Çözümde “mış“ gibi yapma dönemi bitiyor...

Oral ÇALIŞLAR / RADİKAL

Çözüm süreci konusu ilk gündeme geldiğinde; bir yazımın başlığı, "AK Parti dahil herşey değişecek" şeklindeydi. 11 Ocak 2013 tarihli yazımda, süreçle ilgili, şu saptamalarda bulunmuştum: Kürt sorununun ‘çözülmesi’ halinde, sorunun kendisini çok aşan kalıcılık ve derinlikte sonuçlar oluşacak: Kürt tarafında da Türk tarafında da şu an değişmesi imkânsız görünen paradigmalar kısa sürede altüst olabilir. Çözüm ve müzakere süreci, buna katılan tarafları, zaman içinde, her açıdan değiştirip dönüştürmeye aday bir süreç. Kürt’ün hakkının hukukunun sağlanmasını kabule doğru ilerleyen yeni bir zihniyet demek; Türkiye’nin siyasi, kültürel, hukuki, anayasal yapısının değişmesi, insan ilişkilerinin ve toplumsal bağların her anlamda yeniden biçimlenmesi demektir.(...)Partilerin iç yapısı ve siyasi kültür belki de ilk kez köklü bir değişimden geçecek. AK Parti de değişecek, CHP de BDP de MHP de...

Bunlar size hayal gibi gelebilir. Bütün bu değişim süreci yarın kesintiye de uğrayabilir. Ancak süreç doğru yönetilebilir ve doğru temeller üzerinde bir yapılanma içine girilebilirse Türkiye’nin önünde yeni kapıların açılacağı bir gerçek. Tabii böyle bir dönüşümün sonrasında kendimizi şu an öngörülmesi kolay olmayan yeni soruların, yeni kimliklerin, yeni sentezlerin ve yeni kırılmaların karşısında da bulabiliriz."

HEM SİLAHLI EYLEM, HEM DEMOKRASİ OLMAZ

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'la görüşen HDP heyetinin sözcüsü İdris Balüken'i dinlerken, son kırılmanın ardından, yeni ve daha ciddi bir aşamaya geçtiğimiz yönündeki değerlendirmem pekişti. 

Şimdiye kadar, "çözüm istiyoruz", "barış istiyoruz" diye konuşan tarafların, ciddi bir noktaya geldiklerini, rahatlıkla söyleyebilirim. Günümüz somut adımlar atma günü. 

Abdullah Öcalan, 2013 Newroz çağrısında "silahlı mücadele döneminin bittiğini" dile getirmişti. İki ay içinde, PKK'nın Türkiye'deki güçlerinin çekilmesinin sona ereceği, ilan edilmişti. 

 


Bunların olmadığını biliyoruz. Eylemlerini durduran PKK, geri çekilmeye hazırlanırken, Gezi olayları patlak verdi. Türkiye bir siyasi krizin içine girdi. PKK geri çekilmeyi durdurdu ve gerekçe olarak, hükümetin verdiği sözleri yerine getirmediğini öne sürdü. 

2013 Newroz'undan itibaren; devlet, PKK'ya yönelik operasyonları durdurdu. Çok zorunlu olmadıkça, askerler sahada görünmediler. Çatışmasızlık hali, bölgenin havasını değiştirdi. Toplumda önemli bir rahatlama, ekonomide canlanma belirtileri görüldü. 

Ancak bölgeden ciddi şikayetler geldi, geliyor. Şikayetlerin esası şu yönde: PKK, çatışmasızlık ortamında, geri çekmediği birliklerini, bölgede hegemonya kurabilmek amacıyla kullanmaya başlıyor. Yol kesiyor, adam kaçırıyor, haraç alıyor, "öteki Kürtler" üzerinde yıldırıcı bir baskı uyguluyor. 

6-7 Ekim kanlı saldırıları, bu birikimin bir sonucu olarak gerçekleşti. Artık, hükümet için de, Kürt siyasi hareketi için de, yeni bir durum söz konusu: Ya sürece devam, ya da kan ve gözyaşına dönüş kararı verilecek. Oyalama, süründürme döneminin sonuna gelindi. 

Sürecin devamı için, iki tarafın da yapması gereken acil işler var: PKK, bölgedeki silahlı egemenliğine dayanarak sürdürdüğü eylemleri durduracak ve silahlı mücadele dönemini bitirdiğine ilişkin inandırıcı adımlar atacak. Hem silahlı faaliyet, hem çözüm süreci, bir arada mümkün değil. 

Hükümet, verdiği sözlerden birisini yerine getirmiş, askeri operasyonları büyük ölçüde durdurmuştu. Ancak, yasal alanda atılması gereken ciddi adımları ağırdan almıştı. Bunlardan ilki ve en önemlisi Öcalan'ın Kürt siyasi hareketinin başmüzakerecisi olarak kabul edilmesiydi. Bu konunun çözüldüğü anlaşılıyor. Şimdi anadilde eğitim, Terörle Mücadele Kanunu'ndaki fikir ve örgütlenme özgürlüğünü zedeleyen hükümlerin temizlenmesi ve yerel özerklik meselesinin müzakereye açılması için, ziller çalıyor.

HER ŞEY DEĞİŞECEK

İki yıl önce düşündüğümüz noktaya, bir anlamda gelmiş bulunuyoruz. Herkes ve her şey değişecek: PKK de, AK Parti de, Anayasa ve yasalar da... Toplumdaki değişimin derinliğini, ileride daha sağlıklı bir şekilde değerlendirebileceğiz. 

Kürt sorunu çözülürse, demokratik yollarla ve çoğulculuk esas alınarak çözülür: Devlet normalleştikçe, Kürt siyasi hareketi demokrasiyi içine sindirdikçe; daha emin adımlar mümkün olabilir. 

Bombayla, operasyonla, silahlı eylemle; çözüm sürecine demokratik bir derinlik kazandırılamaz. 

Şimdi gerçek müzakere dönemi başlıyor. Umarız bu kez, taraflar, daha sorumlu ve çözümden yana davranırlar...

Güncelleme Tarihi: 18 Kasım 2014, 13:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER