Erdoğan, ekonominin düzelmesi için halktan sabır istedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs'ta BM Barış Gücü'yle yaşanan gerilime ilişkin "Asla kabul edilebilir bir durum değildir" dedi. Erdoğan enflasyonla mücadele için 'sabır ve destek' istedi.

Erdoğan, ekonominin düzelmesi için halktan sabır istedi

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında saat 16.30'da toplandı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı, yaklaşık 3 saat 10 dakika sürdü.

Erdoğan toplantının ardından şunları kaydetti: 

"Sözlerimin hemen başında dün gece Yozgat’ın Sorgun ilçesinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarıma Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor, tüm yakınlarına baş sağlığı temenni ediyorum. Buradan bir kez daha canımızın yanmaması, ocaklara ateş düşmemesi için tüm sürücülerimizi trafik kurallarına uymaya davet ediyorum. Son kabine toplantımızdan bu yana dış politikadan güvenliğe, eğitimden ticarete, her alanda Türkiye’yi hayalleriyle buluşturma mücadelemizi kesintisiz sürdürdük. Küresel ölçekte yaşanan ve ülkemizi de etkileyen pek çok zorluğa rağmen Türkiye Yüzyılı vizyonumuzdan asla taviz vermiyoruz. Cumhuriyetimizin 100’üncü, Hariciye Teşkilatımızın 500’üncü yaşını kutladığı bir dönemde 14’üncü Büyükelçiler Konferansını düzenledik. Bu toplantıda büyükelçilerimiz de güncel, bölgesel ve küresel meselelere dair kapsamlı bir ufuk turu yaptık. Türkiye Yüzyılı'nda nasıl bir dünya tasavvur ettiğimizi, Türk dış politikasının önceliklerinin önümüzdeki dönemde neler olacağını, bu süreçte kendilerinden neler beklediğimizi diplomatlarımıza tekrar ifade ettik. Sahada ve masada güçlü Türkiye iddiamızı tüm yönleri ile hayata geçirmekte kararlı olduğumuzu vurguladık.

'163 OLAN TEMSİLCİLİK SAYIMIZ BUGÜN İTİBARİ İLE 260’A ÇIKTI'

Bu hedefimizin altını dolduracak hamle ve hazırlıkları 2002 yılından beri zaten yoğun bir şekilde yapıyoruz. Göreve geldiğimizde 163 olan temsilcilik sayımız bugün itibari ile 260’a çıktı. Hükümeti devir aldığımızda yalnızca 93 ülkede büyükelçiliğimiz varken bugün 146 ülkede büyükelçilik seviyesinde temsil ediliyoruz. Bilhassa Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce mevcudiyetimizin çok kısıtlı olduğu bölgelerde bayrağımızı gururla dalgalandırıyoruz. Toplamda 260 temsilcilikle dünyanın en geniş diplomasi ağına sahip ilk 5 ülkesinden biriyiz. Sadece kapasite bakımından değil zihniyet olarak da dış politikada büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik. İçe kapanık edilgen bir anlayış yerine, girişimci insani ve Türkiye eksenli bakış açısını dış politikamızda hakim kıldık. 3 kıtanın tam merkezinde yer alan ülkemizin tarihi, kültürel ve coğrafi açıdan tüm potansiyelini kullanabilmesini sağladık. Türkiye’nin sadece kendi sınırlarından ibaret bir ülke olmadığını, çok daha büyük, çok daha kapsamlı bir gücü temsil ettiğini sadece söylemde bırakmıyor duruşumuz ve eylemlerimizde de ispat ediyoruz.

'SÖMÜRGECİLİK LEKESİ OLMAYAN BİR MİLLETİZ'

Türk ve İslam dünyası ile münasebetlerimiz son bir asırdaki en parlak dönemini yaşıyor. Avrupa ile ilişkilerimiz karşılıklı saygı ve ortak çıkarları temelinde gelişiyor. Dün sayın Victor Orban’ın davetine icabetle gerçekleştirdiğimiz günü birlik Macaristan ziyareti bunun en somut örneğidir. Stratejik ortağımız ve NATO müttefikimiz Macaristan‘la Türk devletleri Teşkilatı’nda da çok yakın iş birliği içindeyiz. Bu sene 3,5 milyar dolar seviyesinde olan 2’li ticaretimizi en kısa sürede 6 milyar dolar hedefine ulaştırmakta kararlıyız. Türkiye olarak bölgesel ve küresel krizler de kimi zaman arabulucu kimi zaman kolaylaştırıcı roller üstleniyoruz. Gerilim ve macera peşinde koşmadan çıkarlarımızı korumanın, dünya barışına katkı sunmanın derdindeyiz. Hep söylediğimiz gibi bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde, petrolünde, yer altı ve yer üstü kaynağında gözümüz yok. Binlerce yıllık tarihinde sömürgecilik lekesi olmayan bir milletiz. Nasıl bir başkasının hakkına el uzatmıyorsak ülkemizin ve milletimizin ve kardeşlerimizin hakkının yenilmesine de seyirci kalmıyoruz.

'ADADAKİ EMRİVAKİLERE RIZA GÖSTERMEYECEĞİZ'

(KKTC'de BM Askerleri ile yaşanan gerilim) Geçen cuma günü BM Barış Gücü askerlerinin KKTC'nin egemenlik alanındaki topraklara yönelik fiziki müdahalesi bizim açımızdan asla kabul edilebilir bir durum değildir. Pile köyünde yaşayan Kıbrıs Türkü'nün kendi vatan topraklarına ulaşımını engellemek ne hukukidir ne insanidir. Barış Gücü, gerek köylülere yönelik fiziki müdahalesi gerekse müdahale sonrası yaptığı talihsiz açıklamalarla tarafsızlığına gölge düşürmüş, zaten yaralı olan itibarını daha da zedelemiştir. Uluslararası hukukla bağdaşmayan bu tavırlar sebebiyle bölgede gerilim maalesef yeniden tırmanmıştır. Komşularımızla ilişkilerimizi karşılıklı olarak güçlendirmeye ve aramızdaki pürüzleri gidermeye çalıştığımız bir dönemde yapılan bu müdahaleyi kesinlikle iyi niyetli bulmuyoruz. BM Barış Gücü'nden beklenen, istikrarı bozucu davranışlar yerine isminin hakkını vererek Ada'daki tüm tarafların insani ihtiyaçlarının çözümüne katkı sunmasıdır.

Garantör bir devlet olarak ara bölge başta olmak üzere Ada'daki emrivakilere ve hukuksuzluklara rıza göstermeyeceğimiz bilinmelidir. Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi, Rum kesiminin hak hukuk tanımaz, sürekli tek taraflı taleplerini dayatan uzlaşmaz tavrıyla baş başa bırakmayacağız. Hayata geçirdiğimiz ve geçirmekte olduğumuz devasa projelerle KKTC'nin uluslararası alanda hak ettiği yeri almasını temin edeceğiz.

'BARIŞ UMUTLARININ YEŞERMESİ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ'

Ülkemizin meşru güvenlik kaygılarıyla derin tarihi ve insani ilişkileri temelinde yürüttüğümüz harekatlarımıza her fırsatta yenilerini ekleyerek sınırlarımızın her karışını güvenli hale getireceğiz. Kuzey Afrika ve Afrika'da ilişkilerimizden rahatsız olanlar var. Afrika coğrafyasındaki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Rusya-Ukrayna savaşının bitmesi için samimi gayret gösteren neredeyse tek devlet Türkiye'dir. Önümüzdeki dönemde tahıl koridorunun tüm tarafların beklentilerini karşılayacak adil şartlarda yeniden açılması, barış umutlarının filizlenmesi için daha çok çaba harcayacağız. Daha adil bir dünyanın mümkün olduğuna yürekten inanıyoruz. Türkiye ağustos ayını dünyanın pek çok bölgesini etkileyen yüksek hava sıcaklıklarıyla geçiriyor. Bazı şehirlerimizde 50 dereceyi bulan sıcaklıkların ölçülmesi meselenin vahametini ortaya koyması bakımından önemlidir. Ülkemizin iklim değişikliğinin sebebi olarak gösterilen insan ürünü sorunlarda neredeyse hiçbir payı yoktur. İklim değişikliği ile mücadele çerçevesinde atılan uluslararası adımların tamamında yer aldık. Paris İklim Anlaşması'na katkıyı veren ülkelerden biriyiz.

'EKONOMİK SORUNLARI AŞACAK İRADEMİZ MEVCUTTUR'

Bu yaz sıcağında küresel krizlerin etkisiyle ülkemizi ve vatandaşlarımızı bunaltan bir diğer husus da ekonomik sıkıntılardır. Bugün Türkiye'nin ekonomide tabii ki sorunları var. 2018 yılından itibaren tuzaklar, alenen ekonomimizi mahvetme tehditlerinin savrulduğu hezeyanlara kadar varmıştır. Türk siyasi tarihinin önemli sembollerinden biri olan Mayıs 2023 seçimleri öncesinde ekonomimizle ilgili aynı senaryolar devreye alınmıştır. Yalan ve yanlış haberlerle toplumda panik oluşturmayla kadar nice oyunlar oynanmıştır. Milli iradenin tercihi Türkiye Yüzyılı'ndan yana olunca hevesler kursaklarında kalmış ancak ortaya çıkan ekonomik yük pek çok dengeyi sarsmıştır. Bu sorunları aşacak irademiz, potansiyelimiz, programımız mevcuttur. Son dönemde ekonomik göstergelerdeki olumlu göstergelerin kalıcı olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Mandacı dayatmanın kodları artık çözülmüştür. Bu dayatmanın yönünü yatırım, istihdam, ihracat, üretim yoluyla büyüme üzerine kurulu gelişmenin kimse önüne geçemeyecektir. Fırsatçılara karşı otomotiv piyasasındaki denetimler meyvesini çok açık vermektedir.

'SABIR VE DESTEK BEKLİYORUZ'

Milletimizin malına ve lokmasına kast eden açgözlülere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bugünkü toplantımızda diğer hususlar yanında bu konuda atılabilecek ilave adımları da değerlendirdik. Deprem yaralarını sarmak için artırdığımız vergiler, memurlarımıza, asgari ücretlerine, emeklilerimize yaptığımız artışın enflasyon üzerindeki baskısı zamanla azalacaktır. Dengesizliği azaltacak ilave önlemleri aşama aşama devreye alacağız. Ekonomide birinci önceliğimiz tüm vatandaşlarımızın refahını mümkün olan üst seviyeye çıkarmaktır. Kriz ikliminin ülkemize olan etkilerini ciddi ölçüde kontrol altına aldık. Milletimizin alım gücünün artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Enflasyonu vatandaşımızın günlük hayatından çıkaracağız. Tüm vatandaşlarımızdan biraz daha sabırlı olmalarını, attığımız ve atacağımız adımlara destek vermesini bekliyoruz. Dillendirilen her serzenişi duyuyoruz. Aynı şekilde bizim Türkiye'de bu sıkıntıları çözebilecek tek siyasi yönetim olduğunu biliyoruz.

'KARANLIK ODAKLARA RAĞMEN YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ'

İnşallah önümüzdeki yıllarda bugünkü sıkıntılarımızı da geçmiş zaman hatırası olarak yâd edeceğiz. Ekonomideki olumlu gelişmelerden biri de Merkez Bankası rezervlerimizdeki güçlü artıştır. 11 Ağustos itibariyle 116 milyar doların üzerine çıkmıştır. Uluslararası yatırımcılar ekonomimizdeki olumlu gelişmeleri yakından izliyor. Seçim öncesi iftira kampanyaları ile çizilen karanlık tablonun asılsız olduğunu onlar da anlamaya başladı. Aynı şekilde geçen ay Körfez ziyaretimizde imzaladığımız 50 milyar doları anlaşan anlaşmalar ülkemize duyulan güveni göstermiştir. Önümüzdeki dönemde uzun vadeli yatırımların daha da arttığını hep birlikte göreceğiz. Türkiye'nin geleceğini karartmak isteyen karanlık odaklara rağmen ülkemizi hedeflerine ulaştırmak için yolumuza devam edeceğiz." 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER