Ayna: Bireysel ekonomik özgürlük, bireyi köle haline getiriyor

DBP Eş Başkanı Emine Ayna, bir insanın ancak ekonomik özgürlüğünü kazandığı durumda birey olarak kabul edilmesine rağmen bu kişinin birey değil, bir köle haline geldiğinin görüldüğünü ifade etti.

Ayna: Bireysel ekonomik özgürlük, bireyi köle haline getiriyor
Demokratik Ekonomik Konferansı’na hazırlık kapsamında Amed’de önceki gün başlayan çalıştayda konuşan DBP Eş Başkanı Emine Ayna, bir insanın ancak ekonomik özgürlüğünü kazandığı durumda birey olarak kabul edilmesine rağmen bu kişinin birey değil, bir köle haline geldiğinin görüldüğünü ifade etti. Ayna, bireyin ancak muhtaçlık ilişkisinden koptuğu takdirde birey haline geleceğini vurguladı.


Kürdistan'ın ekonomik kalkınması için uygun ekonomik modelin şekillenmesi hedefiyle 27-28 Eylül'de Van'da düzenlenecek "Demokratik Ekonomi Konferansı"na hazırlık kapsamında Amed’de önceki gün başlayan "Kadının Ekonomi Tanımı ve Ekonomiye Katılım Biçimleri ve Demokratik Komünal Ekonomik Modeller" başlıklı çalıştay devam ediyor. Çalıştayın son gününe DBP Eş Genel Başkanı Emine Ayna ve Fethi Suvari'nin "Ekonomi, demokrasi, emek, ekoloji ve kadın" konu başlıklı sunumları ile başlandı.

SUVARİ: BİREY KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREMİYORSA, ÜRETEMİYORSA ÖZGÜR OLAMAZ

Sunumunda bir düşünce akımının ortaya koyduğu yeni paradigmanın ekonomisini yaratmak zorunda olduklarını belirten Fethi Suvari, ekonominin geliştiği alanda demokrasinin de gelişeceğini kaydetti.

Ekonominin toplumun bizzat kendiişlerini kendi yapması ve etkin olması anlamına geldiğini de ifade eden Suvari, "Birey kendini gerçekleştirmiyorsa, üretmiyorsa, özgür olamaz. Demokrasi eğer bir anlamda katılımcılıksa, insanlar meşguliyetlerini ve aidiyet duygularını geliştirmeli. Emek sarf ediyorsam, fikir üretebiliyorsam ve bunları bulunduğum mekan ile bütünleştirebiliyorsam ancak aidiyet duygusunu hissedebilirim" dedi. 

AYNA: BİREY MUHTAÇLIK İLİŞKİSİNDEN KOPTUKÇA BİREY HALİNE GELEBİLİR

DBP Eşbaşkanı Emine Ayna ise sunumunda bir insanın ekonomik özgürlüğünü kazandığı durumda birey olarak kabul edilmesine rağmen bu kişinin birey değil, bir köle haline geldiğinin görüldüğünü ifade etti. 

Bir bireyin ancak muhtaçlık ilişkisinden koptuğu takdirde birey haline geleceğini vurgulayan Ayna, bunu da şu sözlerle açıkladı: "İhtiyaçları birlikte paylaşarak gidermek başka bir şey, muhtaç olmak, bir kuruma mecbur kalmak başka bir şey oluyor. Sistem kaynağını buradan alıyor. İnsanları ve en çok da kadını doğadan kopardıkça birey olmaktan koparmış. Bir topluluk haline getirmiş ama birey olmaktan çıkarmış. Birbiriyle toplu yaşayan değil, birbiriyle yarışan, birbirini sömüren bir karmaşa yaratmıştır. Yani ekonominin insan yaşamını özgürleştirici olmaktan koparıp tahakküme dönüştürmesi, önce kadını, sonra bireyi doğadan koparmasıyla gerçekleşmiştir." 

Süvari ve Ayna'nın sunumlarını tamamlamasının ardından dile getirilen olgu ve tespitler üzerinde tartışmalar yürütüldü.

Tartışmalar sırasında söz alan DTK Ekoloji Komisyonu üyesi Şehbal Şenyurt, kapitalist sistemin doğayı talan ettiğini, bunu en fazla Kürdistan coğrafyasında yaptığını kaydetti. Kürdistan coğrafyasının madenlerin kaynağı olduğuna işaret eden Şenyurt, petrol rezervlerinin bittiğini şimdi ise kaya gazlarının arandığını belirterek, "En çok tartıştığımız konu kalekollar, karakollardır. Bunları biraz incelediğimizde bu kalekollar ve karakollar kaya gazlarının bulunduğu bölgelerde inşa edildiğini görürüz" dedi.

Şenyurt, bunun karşısında bütüncülük ilkesini esas alarak, yeni oluşturulacak ekonomi modeli ile paralel politika üretmeye ihtiyaç olduğunu kaydetti.

"Beyaz ölüm" olarak tanımlanan kaya gazının tekrar insansızlaştırmaya, talana, göçe yol açacağı uyarısında bulunan Şenyurt, bu coğrafyada kapitalist modernitenin reddi üzerinden ekolojik bir sıçrama potansiyeli olduğunu ifade edip, "Bütün kaynaklarımıza hakim olalım. Denetim halkın olsun. Kirli enerji kaynağını değil doğa ile barışık bir enerji modelini tercih etmeliyiz" şeklinde konuştu. 

GÖKHAN: KADINLARIN EMEĞİ GÖRÜLMÜYOR

Çalıştay katılımcılarından DÖKH aktivisti Ayşe Gökhan ise toplumun yarısını oluşturan kadınların emeğinin görülmemesine dikkat çekti.

Kadının ürettiği emeği satmadığı için bunun emek olarak görülmediğini dile getiren Gökhan, "Türkiye'de ve Kürdistan'da 12 milyon engelli var. Bu engellilere de 12 milyon kadın bakıyor. Ama bu kadınların emeği yok sayılıyor. Demokrasi adına kadının her gün dipten vurulduğunu görüyoruz. Zihniyet değişmediği sürece, sistem değişmeyecektir. Zihniyet ancak demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma ile değişecektir. Yani çözüm yolu hem ekolojik hem demokratik hem de kadın odaklı olması gerekiyor" dedi. 

Güncelleme Tarihi: 15 Eylül 2014, 10:46
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER