İsveç'te Pazar günü seçimler yapılacak

İsveç’te her dört yılda bir yapılan yerel ve genel seçimler bu hafta sonu Pazar günü yapılacak. Seçmenler sandık başına giderek kendilerini önümüzdeki 4 yıl içinde il genel meclisleri, belediyeler ve parlamentoda temsil edecek adaylar için oy kullanacak.

İsveç'te Pazar günü seçimler yapılacak
İsveç’te her dört yılda bir yapılan yerel ve genel seçimler bu hafta sonu Pazar günü yapılacak. Seçmenler sandık başına giderek kendilerini önümüzdeki 4 yıl içinde il genel meclisleri, belediyeler ve parlamentoda temsil edecek  adaylar için oy kullanacak.


İsveç son 8 yıldan bu yana dört sağ partinin oluşturduğu koalisyon hükümeti tarafından yönetiliyor. Yeni liberal politikaların uygulanmasına hız veren hükümet, özelleştirme ve taşeronlaştırma uygulamalarıyla devletin en temel görevleri arasında yer alan eğitim, sağlık ve bakım hizmetlerinin büyük bir çoğunluğunu kapitalistlerin kurdukları tekellere devretti.

Çalışmayı teşvik etmek amacıyla hükümetin yürürlüğe koyduğu “Çalışma Hattı Politikası”nın sonuçları toplumun en alt katmanlarını oluşturan işsizler, hastalar ve emekliler için yıkıcı sonuçlara yol açtı. İşsiz ve hastaları yeniden iş yaşamına kazandırma bahanesiyle uygulanan politika sonucu işsizlik azalmadı ama yüzbini aşkın insanın hastalık ve işsizlik sigortasıyla ilişkileri kesildi. Geçinebilmek için sosyal yardım kurumlarına başvuranların sayılarında patlama yaşandı.

Hükümetin politikasından en fazla zarar gören diğer kesim de emekliler ve yaşlılar. Çalışmadıkları için vergileri düşürülmeyen emeklilerin yaşam standartları geriledi. Özel sektöre devredilen yaşlılar evinde yaşanan skandallar da birbirini izledi. Medyada sık sık açlıktan ölen, ilgisizlikten dolayı balkondan intihar eden yaşlıların haberleri yer aldı.

Dış politikada da hükümet ABD ve Nato’ya yaklaşan bir çizgi izledi. 1960-70’li yıllarda ezilen halklarla ve küçük devletlerle birlikte Birleşmiş Milletler’de oy kullanan İsveç, ABD, İngiltere gibi emperyalist güçlerle birlikte hareket eden bir ülkeye dönüştü. Topraklarını ABD, Nato ve diğer emperyalist ülkelerin askeri tatbikatlarına açtı.

Son 8 yıl içinde özelleştirmeler sonucu yeni kapitalistler türerken, tekelci sermaye de altın çağlarını yaşadı ve karlarına kar kattı. İsveç OECD ülkeleri arasında sınıf çelişkilerinin en fazla arttığı bir ülke haline geldi. Tüm bunlardan ötürü son yıllarda kitlelerin iktidarda bulunan partilere daha önce verdiği destek azalmaya başladı.

Hükümeti oluşturan partiler süreki kan kaybederken ülkeyi 60 yıldan fazla yöneten ana muhalefet partisi, Sosyal Demokrat İşçi Partisi (SAP)  kitlelerin taleplerine cevap veren  bir politika geliştiremedi. Özelleştirmelerden yana tutum alan,büyük tekellerin çıkarlarını kollayan politikada ısrar eden SAP kitleler için çekim gücü olmayı başaramadı.

Kitlelerin hoşnutsuzluğundan ve burjuva partilerine olan tepkilerden ırkçı ve yabancı düşmanı parti İsveç Demokratları karlı çıktı. 2010 yılında yapılan seçimlerde % 5,7 oranında oy alarak parlamentoya giren İsveç Demokratları’nın oy oranları ikiye katlanmış durumda. Yapılan kamuoyu yoklamalarının sonuçları Sosyal Demokratların % 30, İsveç Demokratları’nın ise % 10 civarında oy alacağını gösteriyor.

İsveç Televizyonu’nun son yaptığı araştırma hükümeti oluşturan 4 parti ile kendisini Kırmızı-Yeşil Koalisyon olarak tanımlayan üç muhalefet partisi arasındaki oy farkının giderek azalmakta olduğunu gösteriyor. Geçtiğimiz yılın son aylarında iki blok arasında farklılık % 15’lerde seyrederken % 6,5’a kadar geriledi. Hükümeti oluşturan partilerin toplam oy oranı % 39,4, muhalefet partilerinin oy oranları ise % 45,9. Seçimlerde de aynı sonucun alınması durumunda Sosyal Demokrat İşçi Partisi, Sol Parti ve Çevre Partisi’nin yer alacağı bir hükümetin kurulması zor görünüyor. % 10 civarında oy alması beklenen ırkçı İsveç Demokratları kilit parti konumuna geliyor.

Tekelci sermeyenin Sosyal Demokratların kuracağı bir hükümete itirazı yok ama Sol Parti’nin hükümet dışında tutulmasını istiyor. Sol Parti’nin özelleştirmelere karşı çıkması ve sağlık sektöründe şirketlerin kar etmelerinin yasaklayacağını açıklaması tekellerin tepkilerine neden oluyor. İsveç’in bir çok büyük tekelini denetim altında tutan Wallanberg ailesinden Jacob Wallanberg, Sol Parti’nin hükümette yer almasına açıkça karşı çıktı.

Fogel & Partner adlı kuruluşun yaptığı araştırma da tekellerin Kırmızı-Yeşil Blok’un hükümet kurmasını istemediklerini gösteriyor. Finans sektöründeki her on şirketten sekizi Kırmızı-Yeşil Hükümetin kurulması durumunda İsveç’te yatırım yapma isteklerinin azalacağını söylüyor. Sanayi ve ticaret sektöründeki şirketlerin  % 50’si de aynı düşüncede.

Tekellerin temsilcileri blok politikasına son verilmesini, farklı bloklar içinde yer alan partilerin bir araya gelerek güçlü bir hükümet kurmalarını istiyorlar.

14 Eylül günü yapılacak seçimlerden sonra hangi hükümet kurulursa kurulsun İsveç’in politikasını yeni hükümet değil, Wallanberg ailesi ve silah tekelleri belirleyecek. Seçimlerden sonra İsveç’in iç ve dış politikasında köklü değişiklikler  olmayacak ve yeni hükümet işçi ve emekçilerin değil, tekellerin çıkarlarını gözeten politikalar uygulayacak.

Geçtiğimiz ay açığa çıkan gerçekler İsveç’i seçilmiş başbakan ve hükümetin değil tekellerin yönettiğini ve seçilmişlerin onların istedikleri şekilde politikalar yürütmek zorunda kaldıklarını gösteriyor.

2012 yılında İsveç’in Suudi Arabistan’da silah fabrikası kurmaya hazırlandığı açığa çıkınca dönemin savunma bakanı istifa etmek zorunda kalmıştı. Suudi Arabistan’a silah fabrikası kurulması 2005 yılında dönemin sosyal demokrat hükümeti tarafından kararlaştırıldı. 2006 yılında hükümeti kuran sağ partiler alınan kararı uygulamadı ve projeyi askıya aldı.

İsveç Ekot ajansında çalışan iki gazetecinin yazdığı ve Ağustos ayında yayımlanan kitapta, Saab silah tekeli Yönetim Kurulu Başkanı Marcus Wallenberg’nin İsveç hükümeti’ne gizli bir mektup yolladığını ve mektupta fabrika projesi uygulanmadığı takdirde Suudi Arabistan’a silah  satmalarının riske gireceğini yazdığı belirtiliyor.

Hükümet bu mektuptan sonra dondurulan projeyi yeniden yürürlüğe koydu. Skandalın açığa çıkmasından sonra tüm hükümet yetkilileri silah fabrikası kurulması girişiminden haberleri olmadıklarını iddia etmişlerdi.

Pazar günü yapılacak seçimlerde İsveç’in değişik illerinden 28 Kürdistanlı İsveç Parlamentosuna girmeye çalışacak. Şu anda parlamentoda Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nden Shadiye Haydari ve Roza Güçlü Hedin Sol Parti’den Amineh Kakabaveh, Çevre Partisi Yeşiller’den Jabar Amin, Halk Partisi’nden İsmail Kamil milletvekili.  Yeniden aday olan 5 milletvekilinin yerlerini korumaları bekleniyor. Göteborg Kürt Demokratik Toplum Merkezi Eşbaşkanı Abdullah Deveci, Gevleborg’den  Jin Akgül Haco, Uppsala’dan Yekbun Alp da  Sol Parti’den milletvekili adayları.

Parlamentoya girmeye çalışan Kürtler arasında Stockholm’de Çevre Partisi Yeşiller’den Gazeteci-Yazar Kurdo Baksi, Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nden Lawen Redar ve Halk Partisi’nden Gülan Avcı da bulunuyor.

İsveç’in değişik yerleşim birimlerinde yaşayan pek çok Kürdistanlı da belediye ve il genel meclisi üyeliklerine aday. Aday olan Kürdistanlıların sayıları tam olarak bilinmiyor ama medyaya yansıyan haberlerden bir çoğunun seçilebilmek için yoğun bir çalışma yürüttükleri gözleniyor. Sivil toplum örgütlerini dolaşarak, meydanlarda bildiri ve broşürler dağıtarak destek istiyorlar.

Dün Stockholm Kürt Kültür Derneğini ziyaret eden üç Kürdistanlı; Sendikacı Kadir Kasırga, Hukukçu Zaire ve Kürt Siyasetci Halit Azizoğluoğlu belediye meclis üyeliğine neden aday olduklarını Kürdistanlılara açıkladılar ve diasporada politik partilerde çalışmaların önemine değinen konuşmalar yaptılar.

Eğitim ve sağlık kurumlarından belediyelerin sorumlu olduğunu hatırlatan Kadırga,belediye meclislerinde yer alınarak alınacak kararlarde etkili olunabileceğini somut örnekler vererek anlattı. Belediyelerde görev alacak Kürdistanlıların Kuzey Kürdistan’daki belediyelerle ortak çalışmalar yürütmelerin önemine  değindi.

Huddinge Belediyesine 5. sıradan aday olan Zaire Kanat Yıldırım, hukukçu olduğundan dolayı bölgede yaşayan insanların sorunlarının çözümü için kendisinden yardım istediklerini, uğraşları sırasında politik partilerde çalışılarak daha etkin olunabileceğinin farkına vardığı için politikaya atıldığını söyledi.

Ekoloji ve çevreye verdiği önemden dolayı Çevre Partisi Yeşiller’de politika yapmayı tercih ettiğini ifade eden Yıldırım, göçmenlerin aktif politika yapma ve belediyelerin yönetimlerinde yer almanın önemli olanaklar yaratabileceğine dikkat çekti.

Üç Kürdistanlı aday, seçildikleri takdirde kısıtlamalara ve sosyal hakların ortadan kaldırılmasına karşı mücadele edecekleri gibi, belediyelerinin Kuzey Kürdistan ve Rojava’daki belediyelerle işbirliği yapmalarını sağlamak için girişimde bulunacaklarını dile getirdiler.

Güncelleme Tarihi: 12 Eylül 2014, 13:23
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER