BDP'den hükümete yasa değişikliği önerileri

BDP, hükümetin tutukluluk süresi ve ÖYM'lerle ilgili kanun teklifine ilişkin önerilerini açıkladı. Adalet Bakanlığı'na da sunulan öneriler arasında TMK'nin tamamen kaldırılması, yeniden yargılamaların yapılması ve TCK ile CMK'de kimi değişikliklere gidilmesi yer aldı

BDP'den hükümete yasa değişikliği önerileri
BDP, hükümetin tutukluluk süresi ve ÖYM'lerle ilgili kanun teklifine ilişkin önerilerini açıkladı. Adalet Bakanlığı'na da sunulan öneriler arasında TMK'nin tamamen kaldırılması, yeniden yargılamaların yapılması ve TCK ile CMK'de kimi değişikliklere gidilmesi yer aldı. Baluken, "Bugün hazırlamış olduğumuz öneriler kısa vadede yasal alanda yapılması gereken yasal değişiklik önerilerini kapsamaktadır" dedi.


BDP Hükümetin açıklayacağı "Demokratikleşme Paketi"ne alternatif olarak hazırladığı yasa değişikliklerini açıkladı. BDP'nin önerileri arasında tutukluluk süresinin 3 yıla düşürülmesi, TMK ve ÖYM'nin tamamen kaldırılması ve TCK ile CMK'da önemli değişiklikler yapılması yer aldı. 

BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve BDP Eş Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, bugün TBMM'de düzenledikleri basın toplantısıyla yasa değişiklik önerilerini açıkladılar. Öneriler ayrıca Adalet Bakanlığı'na da sunuldu.

İlk sözü alan, Baluken, Türkiye'nin bugün toplumsal ve siyasal yaşamı derinden etkileyen ve sonuçları giderek ağırlaşan bir siyasi kriz durumuyla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, bu krizden kurtulabilmek için doğru bir çıkış yolu bulunamaz ise, bunun demokrasiye maliyetinin çok daha ağır olacağını belirtti.

17 Aralık’ta yapılan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından meydana gelen gelişmelerin Türkiye’nin içten içe yaşadığı ve her defasında üzeri örtülmeye çalışılan yapısal krizini artık gizlenemez bir biçimde açığa çıkarttığına değinen 
Baluken, şu ifadelere yer verdi:

"Birincisi; bu ülkede yüzleşilmesi gereken çok ciddi bir yolsuzluk gerçeği vardır. Bunun üzeri asla örtülemez. İkincisi, barışı, demokratik siyasal yaşamı ve hukuk devleti ilkelerini tehdit eden bir paralel devlet sorunu vardır. Bu yapının tümüyle tasfiyesi edilmesi demokratik gelecek açısından bir zorunluluktur. Bütün bunlarla birlikte, aslında bu krizlerin doğuşuna kaynaklık eden çok ciddi bir demokrasi ve özgürlük açığı vardır. Kürt sorunu başta olmak üzere temel sorunların çözülmeyişi demokrasi açığını ve krizini her geçen gün daha da derinleştirmektedir. 

Türkiye’nin bu üç gerçekle eş zamanlı olarak yüzleşmesi, kapsamlı bir siyasal, demokratik reform süreciyle yoluna devam etmesi gerekmektedir. Bu krizin geçici olmayıp, köklü yapısal sorunlara dayandığı gerçeğini herkesin görmesi gerekir."
Bu yapısal sorunların kaynağını darbe anayasasından ve devletin katılımdan uzak tekçi, otoriter, aşırı merkeziyetçi yönetim sisteminden aldığını belirten Baluken, "Devletin bütün kurumlarıyla aşırı güçlendirildiği, bunun karşısında demokratik temsiliyetin ve katılımın ise giderek sınırlandırıldığı, çoğulculuğun reddedildiği, denetimin engellendiği bir yönetim sistemi yolsuzluk üretir, paralel devlet yaratır, siyasal kriz doğurur. Devlet bu kadar büyütülürse iktidarı ve gücü paylaşmak isteyen odaklar da çoğalacak ve birbiriyle çatışacaktır" dedi.

Baluken, bugün yaşananları "güç ve iktidar savaşı" şeklinde nitelendirerek, şu görüşleri ortaya koydu:

"Herkes şunu görmelidir ki; bu savaştan demokratik bir mücadele çıkmayacaktır. Savaşın bir tarafını paralel yapı oluşturmaktadır. Bu yapı zaten demokrasi dışıdır, hukuk dışıdır, vesayetçidir. Demokratik sistem açısından bir tehdit unsurudur. Çatışmanın diğer tarafında yer alan hükümet ise yolsuzluk gibi çok ciddi bir kirlenmeyle karşı karşıyadır. Kendisini bu noktada temize çıkarmadığı, hesap vermediği sürece de inandırıcılığı ve samimiyeti sorgulanmaya devam edecek, en önemlisi meşruiyeti tartışılır hale gelecektir. 

Bugün hükümetin tutumuna bakıldığında gerek yolsuzlukların üzerine gitme, gerekse de paralel yapıyı tasfiye etme ve kapsamlı bir demokratikleşme adımı atma konusunda kararlı ve iradeli bir duruş ortaya koymamaktadır. Bu, sessiz bir onayla karşılanacak bir durum değildir. Yolsuzluklarla, paralel devlet örgütlenmeleriyle, hukuk dışılıklarla hesaplaşmanın, yüzleşmenin yolu demokratikleşmeden, çözümden, özgürlüklerden, iç barışın tesisinden, hakikatlerle yüzleşmekten, gerçek bir adalet sisteminin tesisinden geçer."

Türkiye'de son yaşanan gelişmelerin "bıçak sırtında ilerleyen çözüm sürecini de son derece olumsuz etkilediğini" kaydeden Baluken, "Hükümetin tutumu nedeniyle diyaloğu geçip, müzakere ve çözüm aşamasına geçemedik" dedi.

Baluken, şöyle konuştu: "Bugün eğer paralel devlet örgütlenmeleri gündemde ise, bunun nedenini çözümsüzlükte aramak gerekir. Hükümetin bir yıldan buyana sürecin gerektirdiği yasal demokratik adımları atmama noktasında sürdürdüğü geri tutum, zaten çözüme cepheden karşı olan güç odaklarının, paralel yapıların elini güçlendirmiştir. Hükümetin bu gerçeği çok net görmesi ve gerekli dersi çıkartması gerekir. Biz geçen Haziran ayında hükümete acil demokrasi paketi sunduk. Hükümet bunu değerlendirmedi. Bugün ülkenin nasıl bir krizle karşı karşıya olduğunu, demokratikleşmenin nasıl acil bir ihtiyaç olduğunu herkes gördü. Eğer Haziran ayında bu yasal adımlar atılsaydı, bugün Türkiye demokrasi ve özgürlükler açısından çok daha ileri bir noktada olurdu. Şimdi artık kaybedecek tek bir gün dahi yoktur. Bu ülkenin tek çıkış yolu demokrasidir, demokratikleşmedir."

Baluken, seçimlerin yaklaştığına dikkati çekerek, sürecin bu haliyle ilerleyemeyeceği uyarısında bulundu: "30 Mart seçimlerine az bir süre kaldı. Seçim sonrası herkes durumu yeniden değerlendirecektir, gözden geçirecektir. Sürecin bu haliyle ilerlemeyeceğinin de görülmesi gerekir. Yasal alanda atılacak bu adımlar çözüm sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için güven verici adımlar olacaktır. Eğer hükümet, her zamanki gibi dar bir paketle toplumun karşısına çıkarsa, mevcut siyasal kriz daha da derinleşecektir. Barış ve Demokrasi Partisi olarak,  hem demokratikleşmeyi hızlandırma hem de çözüm sürecininin önünü açma bağlamında toplumun ve kamuoyunun beklentilerini de gözeterek, hazırladığımız yasal alandaki değişiklik önerilerini hükümete sunduk/sunuyoruz. Bu öneriler mevcut krizden çıkış yolu için bir reçetedir. Bugün hazırlamış olduğumuz öneriler kısa vadede yasal alanda yapılması gereken yasal değişiklik önerilerini kapsamaktadır. Bu kriz süreci demokratikleşme lehinde tarihi bir fırsata dönüştürülebilir. Herkes bu noktada sorumlu hareket etmelidir."

'TMK TAMAMEN KALDIRILMALI, YENİDEN YARGILAMA YAPILMALI'

Baluken'in ardından söz alan, BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş da hazırladıkları yasa önerilerini açıkladı. TMK'nin tümüyle kaldırılmasını isteyen Beştaş, "ÖYM kaldırılmalı ve şimdiye kadar ÖYM ve DGM'lerde yapılan yargılamalara ilişkin yeniden yargılama yapılmalıdır. Bundan binlerce insan yararlanacaktır. Bunun yanı sıra TCK 220'nci maddede yer alan örgüte üye olmamakla birlikte üye sıfatıyla cezalandırmayı öngören hükümler madde metninden kaldırılırken benzer bir düzenlemeye yer veren TCK 314'üncü maddesi yürürlükten kaldırılmalıdır. CMK 19'uncu maddede bir düzenleme yapılmalı ve davaların nakillerinin ancak ağır, ciddi yakın ve somut tehlike oluşması halinde mahkeme kararı ile verilmelidir" dedi. 

TUTUKLULUK SÜRESİ İÇİN ÖNERİ; 3 YIL

CMK 58'inci maddede bir düzenleme öngördüklerini ve bu düzenleme ile 'gizli tanık' uygulamasının kriterlerini değiştirdiklerini ifade eden Beştaş, şöyle devam etti: "Gizli tanık beyanı ile hüküm kurulamayacak ve gizli tanık ile kolluğun ilişkisi kesilecek. CMK 100'üncü maddede yapılacak değişiklik ile katalog suç uygulamasının kaldırılmasını öngörüyoruz. Bu maddeye hasta tutsaklara ilişkin bir düzenleme ekledik. Bununla Adli Tıp Kurumu'nun tekeli ortadan kaldırılıyor. Bunun yanı sıra tutukluluk ile ilgili önerimiz ise, 3 yıl. Dinlemelere ilişkin 5271 Sayılı CMK'ye ilişkin önerimiz olacak. Dinlemelerde 3 ayı 2 aya indirilmesini ve hakim kararı ile yapılmasını öneriyoruz. Teknik araçla izlemede de kararın yalnızca mahkemeler tarafından verileceği hükme bağlanırken, izleme süreci sadece bir defaya mahsus ve 3 hafta olacağını düzenliyoruz."

Beştaş, hazırladıkları pakette "terör" suçlarına özgü infaz uygulamalarının sonlandırıldığını, infaz sürelerinin adli ve siyasi tutsaklar için eşitlendiği ve kısaltıldığını da ifade etti.

BDP'nin yasa değişiklik önerileri arasında, 314'üncü maddenin kaldırılması da var. "Türk Ceza Kanunun 220'nci maddesi değiştirilerek örgüte üye olmamakla birlikte üye sıfatıyla cezalandırmayı öngören hükümler madde metninden kaldırılırken benzer bir düzenlemeye yer veren TCK-314 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Kaldırılmasını öngördüğümüz TCK’nin 314'üncü maddesinde yer alan TCK’nın 220'nci maddesinde de yer aldığından mükerrer yargılama ve cezalandırmanın önüne geçilmesi elzem olmuştur.  Nitekim 220'nci madde ile örgütün silahlı olma hali düzenlenmiş olup, lafzı ve ruhu ile aynı olan iki düzenlemenin bir arada olamayacağından hareketle 314'üncü maddesinin kaldırılması önerilmektedir."

SEÇİM BARAJI

Seçim barajıyla ilgili öneride ise,  2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 33'üncü maddesinde yapılan değişiklik ile genel seçim barajının yüzde 3 oranına düşürülmesi ve böylece ülke barajı indirilerek demokratik kriterlere uygun bir biçimde tüm halk kesimlerinin iradesinin temsiliyetinin sağlanması amaçlandı. / anf

Güncelleme Tarihi: 05 Şubat 2014, 17:47
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

404 Not Found

Not Found

The requested URL was not found on this server.

Additionally, a 404 Not Found error was encountered while trying to use an ErrorDocument to handle the request.