Yüksekdağ: Barışın tek güvencesi Öcalan ve bizleriz

Duisburg'da düzenlenen HDP ile dayanışma gecesinde konuşan Yüksekdağ “Barışın ve çözüm sürecinin sahibi, bu süreçte siyasi sorumluluk üstlenen, bütün Türkiye’nin istediği barışın tek güvencesi Sayın Abdullah Öcalan ve bizleriz” dedi.

Yüksekdağ: Barışın tek güvencesi Öcalan ve bizleriz
 Almanya’nın Duisburg kentinde HDP ile dayanışma gecesi düzenlendi. Gecede bir konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ “Barışın ve çözüm sürecinin sahibi, bu süreçte siyasi sorumluluk üstlenen, bütün Türkiye’nin istediği barışın tek güvencesi Sayın Abdullah Öcalan ve bizleriz” dedi.

7 Haziran’da yapılacak seçimlere ilişkin Avrupa’da yaşayan Kürtlerin çalışmaları yoğun bir şekilde sürüyor. Seçim çalışmaları kapsamında Almanya’nın Duisburg kentinde HDP ile dayanışma gecesi düzenlendi. Duisburg ve Düsseldorf kentlerindeki ATİF, Duisburg ve Düsseldorf kentleri Demokratik Kürt Toplum Merkezi, Darıcalılar Derneği, Kürecik İnisiyatifi, AGİT, DİDF ve Freiforum tarafından organize edilen gece Duisburg Neukirchen Viyun Serhat2 düğün salonunda binlerce kişinin katılımı ile yapıldı.

Salon, “Yeni yaşam için HDP’de birleşelim”, “Barajları yıkalım” yazılı pankartlar ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Paris’te 9 Ocak 2013’te katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez, Rojava direnişinde yaşamını yitiren enternasyonalist devrimci Ivana Hoffmann’ın posterleri asıldı. Salon ayrıca HDP bayraklarıyla donatıldı.

Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ve Ciwanên Duisburg müzik grubu, Serhat u Dilan’ın sahne alması ile gece başladı.

Gecede HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da bir konuşma yaptı. 7 Haziran seçimlerini değerlendiren Yüksekdağ, “Düne kadar halklarımıza gücüne güvenmemeyi dayattılar. Düne kadar sömürenler, zulüm edenler baskıyla diktatorlükle kendilerine yol ve iktidar kurmaya çalışanlar bugün halklarımızın birleşen yolu birleşen gücü karşısında bakın nasılda acizleşiyorlar” dedi.

AKP hükümetinin Türkiye toplumuna bir dev gibi kendisini dayattığını, 13 yılın arkasından bugün bütün halklara tepeden bakan ve halkın tepesinde sarayda saltanatlar kuran, halktan ve haktan kopmuş bir siyasi iktidar haline geldiğini vurgulayan Yüksekdağ konuşmasına şöyle devam etti: “AKP'nin hesapları Türkiye’yi demokratik bir biçimde değiştirmek değildir. Yıllar boyunca mücadele eden bedeller ödeyen emek veren Türkiye toplumun isteklerine yanıt vermek değildir bugün tek istedikleri şey saltanat kurmaktır. Unuttukları hafife aldıkları bir şey var halkların gücü Bizlerin gücü, Halkların Demokratik Partisinin gücü. Halklarımızın gücü onların tekerine çomak sokuyor işte bugün halklarımızın gücü onların bütün planlarını iktidar ve saltanat hesaplarını boşa düşürdü. 2015 seçimlerine bir ay kala AKP hükümeti ve bunun avenesi HDP’yi ve bütün Türkiye-Kürdistan halklarının büyüyen iktidarlaşma yürüyüşü ve gücü karşısında paniğe kapıldı ve telaştan korkudan ne yapacaklarını şaşırdılar. HDP’nin Türkiye’nin yeni bir gücü ve seçeneği olarak bu yamana kadar kat ettiği mesafe, onların 13 yılda kat ettikleri mesafe değildir. Bulduğu ve çok daha büyük siyasi güç heyecan enerji açığa çıkardı. Bugün AKP hükümeti eskiyen Türkiye siyasetini köhnemiş baskıcı ve sömürücü siyaseti temsil ediyor. Ve bütün Türkiye Kürdistan, Anadolu, Mezopotamya halklarının yeni siyasi merkezi yeni gücü HDP’dir. Onlar tarihin geçmişinde ve gerisinde kaldılar. Biz ise geleceğe yürüyoruz. Biz ise geleceğin siyasi gücüyüz. HDP'nin gücü karşısında düştükleri aczin en önemli göstergesi partimize dönük saldırılardır.

Önce Diyadin’de bir komployla karşımıza çıktılar. Bakın dünya aleme rezil oldular. Kobanê’de nasıl kurdukları kirli komplolar açığa çıktı, Kobanê düştü düşecek derken kendileri yere düşüp perişan olduysa bütün dünya aleme karşı Diyadin’de de karşımıza çıkardıkları komplo güçleri, çeteleri teşhir oldu, bütün karanlık hesapları açığa çıktı. Bugün bütün Türkiye toplumu kimin şiddeti ve baskı siyasetini savunduğunu kimin barışı demokrasiyi, özgürlüğü ve çözümü savunduğunu çok iyi görüyorlar.

Diyadin’de komploları, tezgahları açığa çıkanlar burada aldıkları yenilgiyle yetinmediler. Bugün her yerde Partimizin seçim kurumlarına saldırılar düzenleniyor. Faşist ırkçı ve AKP karargahları tarafından yönlendirilen bu çeteler aracılığıyla seçim güvenliğini ortadan kaldırmak için partimize yönelen o büyük ilgiyi kesmek için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Neredeyse her gün beş seçim büromuza saldırı düzenleniyor, işte bu koşullar içinden çıkıp Başbakan Davutoğlu, Halkların Demokratik Partisine ‘şiddetten terörden beslenen’ bir parti olarak sunma acizliğine rezaletine düşüyor.

Bugün Türkiye’de ki şu fotoğrafı bir çocuğa gösterseniz hangi partinin şiddetten, saldırıdan, silahtan beslendiğini çok iyi görür, şiddetten beslenenler arkasında çeteler ve katliamcı örgütler olanlar her gün seçim büromuza saldırı düzenletenlerdir. Başbakan Davutoğlu HDP’yi hedef haline getirerek her gün bürolarımızın saldırıya uğramasına sebebiyet veriyor. Hükümetin bir bakanı çıkıp ‘HDP’nin barajı aşmasını temenni etmiyoruz’ diyor, başka bir bakan çıkıp HDP barajı aşarsa Türkiye’de sıkıntı olur diyor.

Başbakan çıkıp ‘HDP şiddetten besleniyor’ diyerek partimizi ve seçim büromuzu ırkçı faşist çetelerin hedefi haline getiriyor. Şiddetten beslenen Başbakanın kendisidir, bizzat kendisidir. Şiddetle tehditle şantajla kendilerine iktidar kurmaya çalışanlar AKP hükümeti, Başbakan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Artık bu şiddet dilinden artık partimize yönelik bu saldırılardan derhal vazgeçmeye çağırıyorum onları. Halkların Demokratik Partisi ve partimize gönül verenler nice saldırıyı nice baskıyı nice devlet eliyle yönlendirilmiş terör saldırısını gördü. Ama biz bunların her birisinden dimdik çıkmayı başardık. Yıldırmayla, korku salmayla, etrafımızı kuşatarak alanımızı daraltmayla, Halkların Demokratik Partisi’nin bu büyük ve görkemli yürüyüşünü asla ve asla durduramazsınız, bunu daha öğrenmediniz mi!”

2015 seçim bildirgesinin HDP’nin eylem programı olduğuna da dikkat çeken Yüksekdağ, yeni yaşam programını onların akıllarının almadığını da söyledi. Ekonomik program kaynağını sorduklarını da vurgulayan Yüksekdağ “Peki, biz de soruyoruz, milyarlık saraylar yaptınız, kaynağı nedir? Cevap verelim, haksızlık, işçi ve emekçiler, iş ekmek ve özgürlü hak ediyor. Biz bunu vereceğiz. AKP de bitişi hak ediyor, bunu da vereceğiz” diye konuştu.

“Diyaneti kaldıracağız diyoruz. Başbakan bundan rahatsız oluyor. Bunda rahatsız olacak ne var? Biz bu sözümüzün arkasındayız. Zorunlu Sünnileştirmeye, halklara dayatan bir kurumu niye kaldırmayalım?” diye soran Yüksekdağ, Diyanet’in savunulacak bir yanı olmadığını da sözlerine ekledi. Bir devletin kendisine inanç tarifi yapamayacağını, demokrasinin ‘D’sini bilenin böyle olmadığını da bilebileceğini de vurgulayan Yüksekdağ, “Başbakan ‘diyanet dinimizin güvencesidir’ diyor. Peki Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmadan önce Türkiye halkları dinsiz miydi” diye devam etti.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kaldırarak, yerine inanç işleri bakanlığı kuracaklarını da söyleyen Yüksekdağ her inanca eşit olacaklarını da ifade etti.

Son çıkarılan güvenlik paketi ile Türkiye toplumunu 1990’lı yıllara, o karanlık döneme götürmeye çalıştıklarını da söyleyen Yüksekdağ, “Ama buna izin vermeyeceğiz” dedi.

“Barış ve çözüm sürecini AKP hükümetinin kullanmasına izin vermedik, vermeyeceğiz. İşte bunun için çıldırıyorlar, çıldırmaya devam etsinler” diye konuşan Yüksekdağ, sanki barışın ve çözüm sürecinin sahibi onlardı da kendileri de çıkıp gerçeği anlattıklarını vurguladı. Yüksekdağ, “Barışın ve çözüm sürecinin sahibi, bu süreçte siyasi sorumluluk üstlenen, bütün Türkiye’nin istediği barışın tek güvencesi Sayın Abdullah Öcalan ve bizleriz” diye konuşmasını bitirdi.

Gecede, Çetin Oraner, Cihan Çelik, Meral Peker, Celal Bayar, La Liberta, Ayşegül Erdoğan, Haydar Erdoğan, Ahmet Çağlar, Koma Rızgar ve Evîna Sarya-Govend de sahne aldı. / Firatnews

Güncelleme Tarihi: 27 Nisan 2015, 17:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER