Katledilen basın emekçisi Kadri Bağdu'yu on binler uğurladı

Adana Seyhan'da gazete dağıtımı yaparken uğradığı silahlı saldırı sonrası yaşamını yitiren özgür basın emekçisi Kadri Bağdu'nun cenazesi, on binlerce kişinin katıldığı yürüyüşün ardından Küçükoba Mezarlığı'nda son yolculuğuna uğurlandı.

Katledilen basın emekçisi Kadri Bağdu'yu on binler uğurladı
Adana Seyhan'da gazete dağıtımı yaparken uğradığı silahlı saldırı sonrası yaşamını yitiren özgür basın emekçisi Kadri Bağdu'nun cenazesi, on binlerce kişinin katıldığı yürüyüşün ardından Küçükoba Mezarlığı'nda son yolculuğuna uğurlandı. Burada konuşan Azadiya Welat editörü Çetin Altun, Bağdu’nun ölüm emrini devlet yetkililerinin verdiğini söyledi.


Adana'nın Seyhan ilçesine bağlı Şakirpaşa Semti'nde gazete dağıtımı yaparken uğradığı silahlı saldırı sonrası yaşamını yitiren özgür basın emekçisi Kadri Bağdu'nun cenazesi on binlerce kişi tarafından Adana Adli Tıp Morgu'ndan alındı. Yüzlerce araçlık konvoy halinde Şakirpaşa Mahallesi'nde bulunan Bedüüzaman Nur Cami'sine getirilerek dini vecibeleri yerine getirilen Bağdu, buradan Karasu Kavşağı Meydanı'na götürüldü.

Bağdu'nun cenazesi, meydanda aralarında HDP Milletvekili Adil Zozani, DBP Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Aslan’ın da aralarında on binlerce kişi tarafından, slogan ve alkışlarla karşılanarak, mezarlığa getirildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Bağdu'nun posterlerinin taşındığı yürüyüşte çok sayıda PKK, KCK ve YPG bayrakları taşındı.

"Azadiya Welat çalışanı Kadri Bağdu ölümsüzdür saldırıyı kınıyoruz", "Geçekler karanlıkta kalmayacak" ve "Özgür Basın susmadı susmayacak" pankartları açılan yürüyüşte, yüzlerce Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazeteleri halk tarafından taşındı. Bağdu, "Şehit Namırın" sloganları eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı. Defin işlemlerinin ardından Bağdu'nun mezarının başına Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazeteleri bırakıldı. Yapılan saygı duruşunun ardından konuşan Azadiya Welat Gazetesi Editörü Çetin Altun, tüm basın camiasına başsağlığı dileğinde bulundu.

Katillerin kim olduklarını bildiklerini ifade eden Altun, yapılan saldırının sorumlularının katliamın fermanını veren devlet yetkilileri olduğunu söyledi. Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Bağdu'ya yapılan saldırının hemen öncesinde yaptıkları açıklamalar ile faillerin ve faşist güruhların cesaret aldıklarını ifade eden Altun, Özgür Basın çalışanlarına yapılan tüm saldırıların hesabını basın çalışanları olarak soracaklarını ve asla gerçekleri yansıtmaktan vazgeçmeyeceklerini söyledi.

ZOZANİ: BAĞDU’NUN KATİLLERİ BİR AN ÖNCE BULUNMALI

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozanî ise, yıllardan bu yana Özgür Basın çalışanlarına yönelik devlet ve faşist saldırıların yapıldığını ve bunun son halkasının Bağdu olduğunu ifade ederek, devletin failleri bildiğini söyledi. Devlet kurumlarına yapılan saldırıların faillerinin anında bulunduğuna dikkat çeken Zozanî, iki gün geçmiş olmasına rağmen Bağdu'nun failleri ile ilgili herhangi bir gelişme yaşanmadığını söyledi. Zozanî, hükümete seslenerek, Bağdu'nun faillerinin bir an önce bulunması gerektiğini ifade ederek, "Failler bulunmadığı takdirde fail devlet ve hükümettir" dedi.

Özgür Basın çalışanları için Apê Musa'nın generalleri ifadesini kullanan Zozanî, Özgür Basın'ın asla yılmayacağını ifade ederek, "Kadri Yoldaş'ın dağıttığı gazetelerin yerde kalmayacağı gibi Ape Musa'nın kalemini de asla yerde bırakmayacaklar" dedi. Yapılan konuşmaların ardından Bağdu için Şakirpaşa'da kurulan taziye çadırı kitlesel bir şekilde ziyaret edildi.

16 YILILK DİRENİŞ

Siirt'in Pervari ilçesine bağlı Erkent Köyü'nde 1968 yılında dünyaya gelen Kadir Bağdu, 1990'lı yılların karanlık günlerinde ailesi ile birlikte köyünde çobanlık yaparken devletin sillesini ensesinde hissetmeye başlar. Bağdu, köyleri yakıldığı için Mersin'e göç eder. Burada da yaşadıkları baskılar nedeni yine göç yollarına düşen Bağdu ailesi, Adana'nın Kürtlerin yoğunlukta olduğu Şakirpaşa Mahallesi'ne yerleşir. Köyünde fazla ekonomik sıkıntı yaşamayan Bağdu, Adana'ya geldiği ilk yıllarda hamallık yaparak, ailesini geçindirmeye başlar.

Hamallık yaptığı bu süre zarfından Kürt olmanın zorlukları ile tekrar yüz yüze kalan Bağdu, kimlik mücadelesi vermeye karar verir. Mücadele içine girdiği andan itibaren devlet baskısı ile tekrardan yüz yüze kalan Bağdu, 1998 yılına kadar 3 defa "Örgüt üyeliği" suçlaması ile cezaevine girer ve her defasında 3-4 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılır. Haklı mücadelesinden geri adım atmayan Bağdu, 1998 yılında mücadeleye daha aktif katılmaya karar vererek gazete dağıtımına başlar. 16 yıl boyunca defalarca kez tehdit edilmesine rağmen Bağdu, hiçbir şekilde mücadelesini sürdürmekten vazgeçmez.

Azadiya Welat gazetesini dağıtarak verdiği özgürlük mücadelesine 16 yıl boyunca tek bir defa ara vermeyen Bağdu, çevresinde fedakarlığı, çalışkanlığı ve insani ilişkileri güçlü biri olarak tanınır. Gazete dağıttığı aboneleri Bağdu'nun fedakarlığına dikkat çekerek, gazeteleri dağıtan Bağdu'nun işini bitirdikten sonra tekrar aboneleri gezerek verilen mücadelenin anlam ve önemi üzerine tartışmalar yürüttüğünü anlattı. Aboneler, Bağdu'nun aynı zamanda gazetenin verilen mücadeledeki rolüne de sık sık değindiğinin altını çizdi.

'KARINCAYI BİLE İNİTMEMİŞTİR‘

Bağdu'nun kardeşi Taner Bağdu da ağabeyi için "Devrimci kişiliği ile güler yüzlü ve eğlenceli biriydi. Kimseyle tartıştığı görülmemiş, kimsenin kalbini kırdığı olmamıştır. O karıncayı bile incitmemiştir" diyerek, "Karıncaya sorsanız nasıl biri diye, ondan daha iyi biri olmadığını söyleyecektir" şeklinde konuştu.

Güncelleme Tarihi: 16 Ekim 2014, 09:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER