18 Eylül 2019 Çarşamba

AK Parti: Yargı paketinde idam cezası yok

22 yıllık tutsak Seyit Oktay'ın 'Dağ Kokusu' kitabı çıktı

22 yıldır cezaevinde bulunan Seyit Oktay'ın 'Dağ Kokusu' kitabı çıktı. Oktay kitabını mücadele arkadaşları ve Êzîdî halkına armağan etti.

10 Temmuz 2015 Cuma 12:05
22 yıllık tutsak Seyit Oktay'ın 'Dağ Kokusu' kitabı çıktı
Seyit Oktay 1973 yılında Eruh'ta doğdu, Van'da büyüdü. '90'lı yıllarda Kürt Özgürlük Hareketiyle tanıştı. 1993 Üniversite öğrencisiyken politik nedenlerden tutuklandı. 22 yıldır tutuklu. Sırasıyla Amed, Antep, Muş ve Ümraniye hapishanelerinde kaldı. Pek çok dergi ve gazetede deneme, öykü ve makaleleri yayımlandı. Arami Tabletler adlı eseri Ar Yayınları'ndan çıktı. Halen Siirt E Tipi Hapishanesi'nde müebbet hapis.


Seyit Oktay'ı ve öykü kitabını biraz daha yakından tanımak için yıllardır birbiriyle mektuplaşan ve birbirine 'mektup yoldaşı' diyen Yaşar İldan'dan dinleyeceğiz. İldan, Oktay'la nasıl tanıştıklarını ve kitabın hangi zorlu koşularda bastırıldığını ANF'ye anlattı.

'GÖZÜ KULAĞI DIŞARIDA'

Seyit Oktay'la nasıl tanıştınız ve nasıl mektup arkadaşı oldunuz?

Görülmüştür adlı internet sitesi üzerinden ve Arami Tabletler eserini okuduktan sonra onu tanımaya karar verdim. Her şey aslında ilk mektupla başladı. Kendisi o kadar derin ve anlam dolu mektuplar yazıyordu ki, zamanın nasıl geçtiğini gerçekten unutuyordum ve şu anda ilk mektuptan bu yana dört yıl geçti, beşinci yıla giriyor mektup arkadaşlığımız. Birbirimize hala son süreç ve Rojava'da yaşanan DAİŞ çetelerinin saldırılarını ve amaçları üzerinde tartışıyoruz.

Zindan hayatını biraz yaşadığımız için orada bulunan insanların hayata bakışı olsun, beklentileri olsun; bana uzak bir yaşam değil. 1999 yılında İspanya'da ben de gözaltına alındım ve 6 ay cezaevinde kaldım. Bu süre içinde herhangi bir insandan mektup almadım, ama insanın gözü sürekli bir haber, ya da gelecek bir mektupta. Ama burada müebbet ceza almış arkadaştan söz etiğimiz için onunki tamamen başka bir bakış. Müebbet alan siyasi tutsaklar artık bulundukları koğuşu yeni bir yaşam evine çevirebilmek için gözü kulağı sürekli dışarıdadır.

Bize kitabın hikayesini anlatır mısınız? Siirt'ten Almanya'nın Köln kentine giden süreci...

Siyasi tutsaklarımız bulundukları zorlu koşullara karşı koyabilmek için içeride yazmak bambaşka bir duyguyu içinde barındırıyor. Bunu kendimden de biliyorum. Cezaevinde olanların en iyi dostlarından bir tanesi de aslında kalemi ve kağıdıdır! İçindekileri dışarıya yansıtabilen ve seni anlatabilen bir dosttur. Bizim binlerce arkadaşımız içeride yazıyor, maddi sorunlardan olsun, yazdıklarını temize çıkıp, kitabe çevirme süreci de büyük bir çaba ve sabır gerektiren bir iştir. Cezaevlerinde belki de şu anda binlerce kitaplık yazılar bulunmakta. Ama imkansızlıklardan dolayı bastırılamıyor, ya da yetiştirilemiyor. İşte bunları bildiğim için arkadaşların yükünü birazcık da olsa azaltmak için Seyit Oktay'ın kitabının basımını üstlendim. Seyit arkadaşımızın bana yolladığı dosya ve mektupları bir araya getirdim ve 'Dağ Kokusu' adındaki kitabı çıktı.

'DEVRİMCİLERİN TOPLUMLA BAĞINA VURGU YAPMIŞ'

Kitap tam olarak ne zaman çıktı? Ve ilk etapta kaç tane basıldı?

Kitap 2015 Nisan'ında çıktı. İlk etapta bin tane basıldı. Bunlardan 200 tanesi Ceylan Yayınları'nda kaldı, 350 tanesi de Kobanê'de yapılacak olan hastane için bağışlandı. 150 tanesi de cezaevine gönderildi, Seyit Oktay bunları arkadaşlarına dağıtacağını söyledi. Kitabın şu anda birinci baskısı tükenmiş durumda.

Kitapta en çok neye vurgu yapılmış, ya da dikkat çekmek istediği noktalar nelerdir?

Aslında kitapta toplumsal yaşamın dinamikleri olan devrimcilerin hayatını yansıtan, fakat bunu yaparken de onların kahramanlığından ziyade toplumla olan organik bağımını daha derin ve daha çok sahip çıkması gerektiğine vurgu yapmış. Bir de içeride olan siyasi tutsakların özgürlüğü bakış açılarını yansıtmaya çalışmış. Kitabın aynı zamanda Şengal'da katledilen Êzîdîler ve şehit düşen arkadaşlara bağışlanması, içerde de olsa onlara olan bağımlılığının bir ifadesidir aslında.

'HASTA VE SİYASİ TUTSAKLARA DESTEK VERELİM'

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Kelimeler yetmez belki, ama cezaevinde olan tutsaklarımızın en yakındıkları nokta ise mektup gönderme noktasıdır. İçeride saat ay, ay yıl, yıl da ömür olup akıp gidebiliyor. Akan yılar zamanla beraber hiç düşünmeden bedenini bu halk için ölüm orucuna yatıran ve siper eden siyasi tutsaklarımıza bugün sahip çıkmayacaksak ne zaman çıkacağız? Her biri tabut içinde çıktığında mı? Birçok siyasetçi, aydın, yazar ve bilim insanın başlattığı bütün hasta ve siyasi tutsaklara özgürlük kampanyasına destek çıkalım. Onların sesi ve kulağı olalım, her birimiz onların mektup yoldaşı olalım, onların can yoldaşları; gerçek hevalleri olalım. Yarın çok geç olmadan lütfen siyasi tutsaklarımıza sahip çıkalım ve herkes Gorulmustur.org sitesinde açılan imza kampanyasına katılıp imza versin.

Seyit Oktay, 'Dağ Kokusu' kitabında, “Nuda Karker (Nazan Bayram), Xalit Ekinci (Stalin), Rıdvan Kılıcarslan (Botan), Ferruh Ermiş (Hayri) arkadaşlarıma, Rojava şehitlerine ve Şengal Direnişinde katliama uğrayan Êzîdî halkımıza armağan ediyorum“ diye yazmış.

"Hayat iki yanı keskin bıçak

Sevgi ve acı bir arada

Hayat iki uçlu bir deryadır

Yıldızlar ve toprak arasında" / Firatnews

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 2 yorum mevcut

    • RONİ 4 yıl önce yorumlandı

      Yönetici kardeş bu kitap şemdinli de varmı herhangi bir bilgiye sahip misin??

    • RONİ 4 yıl önce yorumlandı

      Be bu dağ kokusu adlı kitabı nerde bulabilirim acaba

    GAZETE MANŞETLERİ
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    E-GAZETE
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV